Bugün ayın kaçı hiç bilmiyorum, bi hesaplayayım, sanırım 16/09/2018

Kabak’tayım, sandalyemde oturdum,iki tarafımı yarmış vadi; özgürlükle ve özgürlerle.

Ayağım denizin sıcacık dalgasıyla ıslanadurur, kalbim de gözyaşlarıyla.Saat sabah 7:30 civarı olmalı,toprak kokan çadırımdan çıktığımda 6:40 falandı çünkü.Saat…zaman…düşünceler…

Aslında burası kitap yazmak için harika bir yer.Belki de şuan, kitaplarımdan birinin sayfalarından birini yazıyorumdur.Kim bilebilir?

Kim bilebilir Aşk’ı, aşktan ölene kadar? 

Neydi beni bu sabah çadırımdan çıkarıp sahile indiren şey? Şuan hala zihnimin bi kenarında olsa da , sanki geçti bile.Zihin ne komik değil mi? Uyanır uyanmaz beni gördüğüm bir rüyaya kilitledi.Buna önce ”kötü” etiketini takıp ”kabus” dedi. Önce ”neden bu kabusu gördüm”e sarıldı,sonra ”neden bunu sorguluyorum ki”ye.Zihin susmadı ama kalp bi yerlerden sesini duyurmaya çalıştı: ”pşşt beni dinle,ben gerçek senim.”

Onu duyar gibi oldum,oturdum oracıkta, ”nefese odaklan 1-2 1-2”,”düşüncelerini farket om om om”’, ı-ıh olmadı… Zihin susmadı,gerçi o hiç susmaz da, BEN çıkamadım içinden. Bıraktım direnmeyi, o sırada zihin biraz daha güçlendi tabii, dedi ki ”boşver ya yat çadırına , daha kahvaltıya 2 saat var,uyu.” … Bu arada yine aynı zihin şunu dedi ”Uyuma!Kabus görürsün.”

Değil mi? Ne kadar iyiyse o kadar kötü, as above so below. Yine zorladı kalp,beni hiç bırakmaz o,şükürler olsun.”Kap sandalyeni,inelim sahile,anlat suya,yaz defterine; bırak zihin konuşsun, sen sadece izle” dedi.

Zorlandım ama,dinledim kalbimi.

Termosumu ve sandalyemi kaptım, minnoş çadırımdan ayrıldım. O güzel toprak yolda,bol oksijeni içime çeke çeke yürüdüm.Önce mutfağa uğradım,kaptım sıcak suyumu,attım içine yeşilçayımı… O demlene dursun,ben yanmaya devam. Aşk’a uçucunca yanıyor kanatlar ya, benimki de hala öyle,yandım,hala yanıyorum, şükürler olsun.

Her zaman sahile indiğimiz yolu değil de , daha önce hiç kullanmadığım dağlık patika yolunu seçtim.
Ne güzel özgür olmak,korkmadan yaşamak,ayaklarınla direk toprağa temas etmek,varOLuş’a,doğaya güvenmek, içinde şahdamarından yakını bilmek…

Yürüdüm, dağdan da adaçayımı kopardım,şifa olsun diye onu da attım çayımın içine. Teşekkürler doğa, ihtiyacım olanı bana doğru zamanda sunduğun için.

 

Geldim işte bu cennet parçasına,dedim ya, sıcacık deniz ayaklarımı ıslatırken,bunlar döküldü kalemimden.

Unuttum,rüya neydi? Kabus neydi? Kabus muydu? Neden önemliydi? Kim kimdi?

Hala bu yazıyı yazarken,
Canlandı gözümün önünde birden
Ama etkilemiyor artık beni iyi ya da kötü
Derinden.
Hatırlattı sadece nasıl uzaklaştığımı,
Kendimden.
Kopardı bağlarımı geçmişten,
Haykır dedi kalbime :”Özgürüm ben!”
Bu yazı da döküldü yine kalbimden,
Eğer dengemiz şaşacaksa illa bir yerlerden
Kalp ağır bassın hep zihinden
Bi de ben böyle devam edersem yazarım sonsuza kadar
Kalem bile tükenmeden
O yüzden vEsSelam her yerdeki her şeye
Ta kalbimin en derininden.

Allah’ım şükürler olsun.

Flow.Flovew.
Hû.

 

bakış açını değiştirirsen,büyük resmi ayrıntıları ile görebilirsin.