Selamlar!

Geçen bi arkadaşımın sosyal medyasında bir şeye denk geldim. Güzel bi manzaradan fotoğraf paylaşmış biri de altına yazmış ki ”Yaşıyorsun şu hayatı.”  O da cevap vermiş : ”Yaşamak için çok kez öldüm kanka.” WOW! Ne kadar derin ve anlatmak istediğim şeyi nasıl da tek cümlede açıklamış. Sufiler’de de vardır; ”ölmeden önce ölmek’‘… Nefsini,üstünetakılan etiketleri,ben sandığını öldürmek… Ölenin açtığı boşluğa yenisini getirmek ya da orayı hiçleştirmek.

BEN.Ben.ben.çizdim.Kendinize göre yorumlayın,bakalım siz neler görüceksiniz 🙂

Arada tutulduğum bir paranoya vardı. ”Ölüm.”Hani böyle sadece çok mutlu ya da çok mutsuz olduğum anlarda değil de, ne hissettiğimin önemi olmadan gelirdi bu paranoya bana. ”Galiba 1 hafta sonra falan ölücem.” 😀 Ve bunu ”destekleyen” çok şey olurdu; işte senelerdir görmediğim arkadaşlarımla tesadüfi karşılaşmalar,yok aman trafikte önüme çıkan cenaze araçları,aman sokakta ölünün hayrına dökülen lokmalar………. Aklınıza gelebilcek her türlü tesadüf falan…

Ya bi ara bunu o kadar ağır yaşadım ki  😀 2-3 güne ölcem sandım, insanlarla vedalaşıyom kimseye bişey anlatmıyorum falan 😀 (yes call me crazy bro)

E çıkamadım içinden, çok sevdiğim canım, bana ilham ve rol model olan, Londra’da yaşasa da her zaman yanımda olan bi ablama anlattım durumu. Bana dedi ki : ”Neden ölümü sadece fiziksel ölüm olarak düşünüyorsun,belki ölen şey içinde bir şeylerdir. Belki hayatında,inancında,sevdiğin sevmediğin şeylerde,alışkanlıklarında falan bi ölüm gerçekleşiyordur.İçine dön,farkına var.” dedi. Bam. O oldu. Daha da bu paranoyaya (yazması çok garip bi kelime) düşmedim.

Geçen haftaya kadar…

Bu paranoya yine beni bi sarmaya başladı. Tesadüfi karşılaşmalar,cenaze arabaları,antik Mısır’ın ölümü sembolizeeden böceğinin çok benzerinin önüme düşmesi falani filanı…

 

Ama işte, hayat döngülerden ibarettir ve bu döngüler biz onları kırmadıkça bize kendini hatırlatır,farklı olaylarla karşımıza çıkmaya devam ederler. Farkındalığımızı arttırarak yOLculuğumuzda ilerlemek istiyorsak; bunları kırmaya mecburuz.Ama sanılmasın ki bir kere kırınca bitti artık daha da karşılaşmayız bu döngü ile. Olur mu hiç öyle şey? Çıkmaya devam ediyorlar karşımıza, hem de update edilerek. Neden mi? Seviliyoruz çünkü, farkındalığımızı test etmek için sınav gibi yani. Eğer arttırdığımıza inanıyorsak uygulamaya geçmek için, yerimize sayıyorsak level atlamamız için fırsatlar. Yani aslında döngüyü kırmak diye bir şey de yok. Döngünün içinden farkındalıkla akıp geçmek var bence.

 

 

 

Bu arada farkındalığın insanın kaderini nasıl değiştirebileceğini çok güzel anlatan bir film önermek istiyorum: ” 2:22 ” . Ben çok film önermem, bu yüzden trust me when i do 😀

Neyse işte bu ölüm şeysi bana bi daha geldi, ama bu sefer bu korkunun paranoyklaşıp beni ele geçirmesine izin vermektense onu tanıdım ve durdurdum. Dedim ki korkuya ”Korkucum,seni hatırlıyorum ve görüyorum.Ama artık içimde sana yer yok, seni saldım, açılan boşluğu da sevgi ve şifa ile doldurdum.” Korku da bunu duydu ve sevgilerini sunarak benden uzaklaştı.

Mesela bu sefer bi korku ÖLDÜ. Bu ölümde benim idrakimle anladığım şeyler dışında, eminim büyük resimde bunun fazlası vardır diye teslimiyet ile ilerledim,ilerliyorum.

Çok büyük değişiklikler yapmak üzereyim. Gelişmek ve geliştirmek. Üstüme takılan bütün etiketleri eritecek, belki bazılarını daha çok parlatarak daha yeni şekilde tekrar yapıştıracağım. Bütün ”düzenim” değişecek ama kalbimde hep şunu hatırlayacağım : ”Hayatımın altı üstüne gelir diye endişelenme nereden biliyorsun altının üstünden güzel olmadığını?”

Eh, ölüm işte. Bilinç kendini yenileyecek,nöronlar yeni ağlar oluşturacak ve geliştirecek varoluşumu, ben de bu oyunu gözlemleyeceğim.

Artarak benimle kalacağını bildiğim tek şey ise ; kalbimdeki şükür duygusu. Bilincimin aydınlanmasının,kolektif bilinci etkilediğinin farkındalığında, ölüp ölüp daha çok sevgiye ve anlayışa doğmaya niyeet ettim.

Bu arada, sonuçta hepimiz bi gün gerçekten aklımıza ilk düşen anlamı ile ölücez 😀 Orası nasip. Dünyaya,varOLuşa güzel enerjiler bırakalım, zaten teslim olunca , AN sonsuzluk olur, teslim olunca her nefes alış hayat, her nefes veriş ölüm olur, denge de buradan doğar.

Biri yazmış bana:

-”Sen iyice bozdun kendini.”

Ben sana dua eder,teşekkür ederim.Senin gözlerindeki ”Ben” kimim? Ben bile ben miyim ki?

Kabak koyu,Likya yolu. Ters-i Fena Kayası. Eylül 2018.

Ben de yazdım ki:

–”Kendimi kaybettiğim için olabilir.”

Yani diyeceğim şudur ki;

Tek gerçek bu değil.

Bu gerçek hayat değil.

Bu, gerçek hayat değil

Bu gerçek, hayat değil.

Gerçek nedir?

Bulursanız cevabı lütfen söyleyin.

Sevgiyle.

FLOW.