Selamın aleyküm guuuys! (May the peace be upon you)

<Br0 dönüş bileti almadan Seoul’a gitmişsin, br00000 nası gidiyo?” 🤩Gelecekten bildiriyorum,ev dediğim yerden çok uzaktayım,şükür dolu bi kalple,ben o an neredeysem ev orası ya,onu hatırlatıyorum kendime 🏡 arkaşlar, dünya güzel ve değişik bi yer, süreki evin aynı odasında oturursak evi nasıl bilicez? Güzellikleri,korkularımızı nasıl öğrenicez? Nasıl gelişicez? Çıktım bi maceraya, 💫 bitek Allah’a , varOL’uş-a, akışa güveniyorum, teslim oldum. Hayat akıyor , ben de izliyorum. >

Bu yazımda Güney Kore’deki ilk birkaç günümü anlatayım dedim 😀 Pazartesi Seoul’a geldim, yani tam 29 ekimde. Geçmiş Cumhuriyet Bayramımız tekrar kutlu olsun 🙂 Geldiğim ilk gün biraz şok yaşamakla beraber aslında pek de farkına varamadım burada olduğumun. Ama let me tell you something, havaalanı sanırım şimdiye kadar bulunduğum en iyi havaalanı. Yani, çok güzel… Bundan önceki favorim İsveç’te Stokholm havaalanıydı ama Seoul Incheon havaalanı onu yalan etti 🙂 

Neyse çok uzun tutmadan önemli ayrıntılara geçmek istiyorum açıkçası. Evet akşam 6.30 gibi indim , kalacağım yere (bundan sonra guesthouse diye anılacaktır) gelmek çok kolay oldu çünkü hem bana yolladıkları mailde hem de @setheralp‘in mayyaksı yardımıyla çok kolay buldum. Biraz yerleştikten sonra, hem yiyecek bir şeyler bulmaya hem de biraz etrafı görmeye çıktım. 2.yani yeşil metro hattında, Hongik Uni. durağında , Hongdae’de kalıyorum. Burası resmen bi parti mahallesi 😀 eğlenceli bi yer.

Tabi buraya dönüş bileti almadan gelmiş olduğum gerçeği, bazen kafama vursa da, akışta olmak çok güzel. Kendimi bi turistten ziyada aslında gerçekten buraya yerleşmişim gibi (ve neden olmasın) hissetmemi sağlıyor. Tabii ki dilde, parayı anlamakta biraz zorlandım ilk başlarda ama şuan 5.günümün içindeyim ve her şey biraz daha kolay.

Burada gerçek anlamıyla geleceği yaşıyorum. Zaman olarak da, teknoloji olarak da ve üzücü ama… İnsan ilişkileri olarak da…Bam.

T-Money Kart

Para dolarla aynı sayılır, yani mesela 10,000 won işte 10dolar, yani 0’sız halleri gibi. T-Money kartları var , bizim kentkart,akbil gibi falan. Onunla ulaşım çok ucuz, 1dolara falan denk geliyo ve bi süre sonra ulaşımdan para alınmıyor, Yani diyelim bi metro ile başladınız, otobüse binince o bedava, ama otobüsten başlarsanız, o zaman metro daha pahalı olduğu için sadece üstünü alıyor ve sonrasında kullandığınız her ulaşım da bedava. Ve son derece gelişmiş. Her yere yayılmış bir ağları var.

Buraya ait en çok hoşuma giden şey ise güvenlik kısmı, yani her şey çok güvenli ve saat kaç olursa olsun sokakta yürürken arkamı kollamak zorunda değilim, ya da bir yerde otururken çantamı masada bırakıp tuvalete falan gidebiliyorum.

pizza mall

Neyse o gün öyle yürüyüşle şokla ve soğukla geçti falan. Gerçekten çok soğuktu br0s. Ertesi gün , instagramdan tanıştığım bi dansçı ile buluştum, onla pizza mall diye bi yere gittik. Bi para veriyorsun ve sınırsız yiyorsun which was awesome. Ve kendisi benim  ilk günüm olduğundan benim için ödedi(ayrıntıları var sorana anlatırım :D). Sağ olsun.

onla da biraz bakındık falan, daha yüzeysel. Mağaza falan baktık. Zaten hala jetlagdım bu yüzden çok zorlamadan eve geldim. Burada bi film setinde gibiyim. İnsanlar,harfler, her şey… Benim alışkın olduğumdan çok farklı. Ama zaten tam olarak bu yüzden buraya gelmeyi seçtim 😀

IsaBela ile Plant’te.

Ertesi gün yani çarşamba günü,sabah günüme kaybolarak başladım 😀 Gangnam’a 1 saat geç gittim çünkü yaşasın kaybolmak 😀 Sonra Itae-Won’a giderken metroda Brezilya’dan bir kızla tanıştım, kendisi 3 sene önce buraya gelmiş, sonra 1 yıl önce bi daha gelmiş evlenmiş ve kalmış 😀 Beni inanılmaz güzel bi vegan restauranta götürdü. Gerçekten galiba yurtdışı ile ilgili en sevdiğim şey  vegan hamburgerler. Yerin adı ”Plant” zaten burada baya ünlüymüş. Biraz pahalı ama o yüzden ayda 1 kere falan okay gibi :D.

O gün yine instadan tanıştığım başka dansçı bir kızla buluştum, ismi Tina. Kendisi Amerika’lı ama 5 yıldır burada yaşıyor-muş. Onunla bubble tea içtik sonunda çünkü çok seviyorum 😀 sonra gerçek bir japon restte gerçek bir RAMEEEEEEEN yedim 😀 Teşekkürler 😀

ilk gittiğim kulüp bu Seoul’da.Tesadüf mü? hıh 🙂

sonra onun cumartesileri çalıştığı bi kulüp varmış ItaeWon’da, oraya gittik. Bedava içeri giriş,bedava içecek, Tina sağolsun 😀 Heralde Itaewon’un , izmir ezgilusunu buldum 😀

Bizim için her şey bedava olmasına rağmen alkol almamam onlara ilginç gelmiş, Koreliler alkol içmeyen insanları kaba buluyorlarmış ve kendisinin onlardan bir şey sakladıklarını düşünüp o insandan uzak duruyorlarmış. Bu bence çok garip ama neyse o işte 😀

Kulüp güzeldi, ama kulüpten 3 gibi çıktıktan sonra 5:30a kadar dışarıda devam ettiğimiz sokak partisi çok daha eğlenceliydi. Koreliler şunu söylüyor, ”Work hard,party harder”, sıkı çalış,ama daha sıkı partile 😀

oradan evine ilk metro ile (5:38 de başlıyor) dönen insanların %85 i , saat 9daki işlerine gidiyormuş.

ben ertesi günü dinlenerek geçirdim, yazı yazdım , meditasyon yaptım, ve buranın sanırım ”migros”u diyebileceğimiz süpermarketini buldum, sonunda kahvaltılık falan alabildim (chia tohumu ve yulaf bulmak çok zor,sadece büyük süpermarketlerde var,in this case its ”homeplus”)

Bugün ise, inanılmaz güzel bir yere gittim. Kaldığım yerden 10 dakika yürüme mesafesinde bir tepecik, ormancık, doğal… Orada çoook uzun zaman geçirdim ve sağ olsun Japon arkadaşım Gin  bana etrafı baya çok gösterdi, sonra beni Mangwon Market’e götürdü, which is basically something like pazar. Ve işte geleneksel sokak yemeklerinden falan denedim. Burada vejeteryan olmak çok zor! Ama süper tofular ve pirinçtopları var .

Seoul’da normal bir park yeri

Br0s bu arada… Şu yanda gördüğünüz otoparkımsı teknoloji

hariquasını gördüm. Bence bunlardan Türkiye’ye falan lazım… Düşünsenize, yerden,mekandan ve zamandan ne kadar kazanırdık. Ama merak ediyorum, nasıl gelicek oralara? Sponsorluk tekliflerine açığım 😀

Haftasonu ise capoeira sessiona gideceğim , yarın bir battle varmış, ona uğrayacağım. Falan…

Hep iyi şeyler değil mi ? Here is the real deal br0s. Sosyal medyada gördüğünüz şeylerin bi de arka tarafı var bunu unutmayın, bütün bu şeyleri yaşarken, çok zor zamanlar geçiriyorum, ama nasıl iyi şeylerin bir çoğunu paylaşmıyorsam, kötü diye adlandırdıklarımı da içinden geçilip farkına varılacak süreçler olarak kendime saklamayı tercih ediyorum.

Maceramda güzel dilekleriniz hissediyorum, çok teşekkür ederim 🙂

Dışarısı için dilediğiniz ne varsa, hayırlısı ile aynısı size de olsun dilerim 🙂

Böylece herkes birbiri için Sevgi dilesin 🙂

ha bu arada Korece okumayı öğrendim sayılır, okuyorum ama ne dediğimi bilmiyorum :d

dili gerçekten öğrenmek istiyorum. Bakalım neler olucak, hayat kendi kendine akarken ben de sadece onu gözlemlemeye çalışıyorum. Allah büyük 🙂

Sevgi ile!

e.