İnsan şimdiki hali ile bir anılar yumağıdır. Anıların gözlemcisi değil, anıların kendisi olmuş ve onlarla özdeşleşmiştir. Özdeşleşen insan varlığını burada tanımlar ve özdeşleştiklerini besler,büyütür ve zamanla onların hükmü altına girer. Bir düşünce tohumu bilinçaltına düşer ve insan ona güç verir; zamanla o basit masum düşünce onun kendisi haline gelir,bilincini ele geçirir. Bu tam anlamı ile bir musallattır. Bu musallatı kökleştiren ise insanın şimdinin farkındalığı ile bilinçaltına reset çekememesi , düşüncelerini aşmayı ve izlemeyi bilmiyor olmasıdır. Ölüm tünelinden uyanık şekilde geçen ölümsüzlük içkisini(sonsuzluk şerbetini) içecektir. O, kendisinde yaşayan ve ancak kendisi olmak ile hak edeceği ebedi olanı bilecektir. Bütün arayış ve çalışmalar içinde bir insanın bundan daha büyük bir hedefi veya isteği olamaz.

Kendini bilmek , kendinin beden ve zihin yapısı ötesinde olduğunu deneyimlemektir. Aslında insan da tüm manevi arayışında,arayanı aramaktadır.