Lokasyon : Bali/Endonezya

Selamın aleyküm!

Geçenlerde okuduğum bir yazıda diyordu ki ‘’Son zamanlarda çok fazla insanın, yaşadığı yerden *evinden* ayrılıp,parasının daha değerli olduğu ülkelere yerleştiğini, ya da indigo moda geçip bi orda bi burada yaşamaya başladığını görüyorum. Size sorumsa şu, NEYDEN KAÇIYORSUNUZ? Başka bir ülkede bulmayı umduğunuz iç huzuru ya da köklenmeyi,zaten olduğunuz yerde bulamazken, başka bir ülkede bulacağınıza nasıl inanıyorsunuz? Bu kaçtığınız şey, çözmediğiniz sürece sizi takip edecek, farkında değil misiniz?’

Şimdi, bu yazı bana yazılmamıştı tabiki ama…doğduğum büyüdüğüm, hayatımın çoğunu geçirdiğim güzel ülkem Türkiye’den YİNE ayrılmış biri olarak,bu yazıyı yazanın ne demek istediğini anlamakla birlikte, katılmadığımı da söylemek istiyorum. İnsanlar hareket halinde iken durağan olmayı öğrenirler ve durağan olduklarında da neden hareket ettiklerini anlarlar. Katıldığım kısım şu ki, içsel huzur KENDİ dışında bi yerde aranacak bir şey değil ve eğer köklenmek istiyorsan tabiki de OLduğun yer neresi ise oradan başlamalısın BENCE.

Fakat bazı insanlar içsel huzuru aramak için değil de, içinde gayet huzurlu ve dengede oldukları zaman , daha fazla büyümek için ülkeler,alışkanlıklar,kimlikler terk ederler. Bu insanlar yeniliklerden büyüyen insanlardır, keşfetmeyi,öğrenmeyi ve kendini aşmayı kendine amaç edinmiş insanlar… Köklenmek için gerekeni yapmış,ait olduğu yeri bi toprak üzerinde değil de bilincinde bulmuştur bu insanlar,Var-Ol-mak için birine ya da bir şeylere, bir kaç etikete ya da alışkanlığa bağlı olmayanlar… Etrafını ve yaptığını, en çok da kendini ve kendisinden geldiği varlığı seven ama bütün bunların hiç birine bağımlı olmayanlar. Bağımsızlıkta köklenmeyi bulanlar ve bu kökü mobilite ile derinleştirenler…

Çünkü köklenmekle bir rahatlık gelir insana, kök ne kadar güçlü uzarsa , insan da o kadar yükseklere çıkar göklerde, ama şunu farketmelidir insan, köklenmek NEREDE olduğunla değil , NE DURUMDA OLduğunla alakalıdır, bedenin ve bilincin hep seninle olmakla birlikte, ihtiyacın olan bütün bilgi ve akaşık kayıtlar da buradadır. Yani hayatın boyunca bir sırt çantasıyla o ülke senin bu ülke benim gezerek, hayatı boyunca bulunduğu semtten hiç ayrılmamış birinden daha köklü olabilirsin. Bu yanlış anlaşılmasın çünkü herkes kendi yOL’unda ve herkes kendi tekamül yolculuğu için ne gerekiyorsa onu yaşıyor. Ve evren üzerinde her yerde ve tüm zamanlarda olan HER ŞEY birbirinin hikayesinde rol alıyor. Bu ‘’Teklik’’ bilincini idrak ettiğinde İNSAN, artık soru bile kalmıyor ortada, her şey nasılsa öyle olmasına izin veriyor insan, kendi içine dönerek, kaynağına dönerek, farkına varıyor ki gezip dolaşıp kendine geliyor yine, aslında bütün YOLCULUK insana kim OLmadığını farkettirerek NE olduğunu hatırlatmak için yaşanıyor. Aynı bavulumuzdan çıkardığımız ve artık ihtiyacımızın olmadığını bildiğimiz şeyler gibi, kimliğimize,bilincimize taktığımız ve takılan bütün etiketlerden bir bir sıyrılıp hafifliyoruz, hafifledikçe da daha berrak görebiliyoruz, aslında dışardan öğrendiğimiz hiçbir şey yok, ama hatırladığımız çok fazla şey var… 

Bazen hatırlamak için KAÇMAK,KOŞMAK gerekir,kaçıyorsan korkuyorsun demektir, korkuların ilüzyon olduğunu anlamak ise, belki de saldığın ilk kök ya da verdiğin ilk meyve olacaktır.

Bazen de hatırlamak ya da yep yeni şeyler öğrenmek ve pratik etmek için, kendini alırsın kendine ve düşersin yoluna… Bu yolda olana ise zaten her şey olması gerektiği gibidir, teslimiyettir ve güvendir.

 

Yani, insanlar bir şeylerden kaçmak için de bir şeyler değiştirebilir, ama yeni şeyler öğrenmek için de. Ve neyi neden yaptığını bildiğin sürece, nedenin ne olduğunun bir önemi yok. Çünkü bilinçli olarak yaptığımız her şey tekamülümüzün bize getirisidir. Allah bize verilen bu hediye hayatı, en fazla farkındalıkla yaşamayı nasip etsin. 

İyi yolculuklar

-e