Mutluluğu değil, gerçeği arıyorum.

Gerçek(lik),Genelde acı verir,bazen de gülümseme. Gerçek acıdır,gözlerini keserek açmana sebep olur,dünyayı artık filtresiz görmeni sağlar. Artık, gördüğün şey, her ne ise odur çünkü gerçek ile görüyorsun. Sevdiklerin artık olduklarına inandığın kadar iyi değilller, eskiden yapmaktan keyif aldığını düşündüğün şeyler artık sana hiç iyi gelmiyor, hatta eskiden nefret ettiğini düşündüğün şeyleri şimdi sevmeye bile başlıyorsun. Çünkü şimdi hiç filtre yok,efetk yok. Bir şeyleri mutlu olmak için yapmıyorsun.Mutluluk artık öncelikli hedefin değil, gerçeğin öylesine peşindesin ki, bu seni bazı şeyleri yapmaktan alıkoyuyor artık ve daha farklı şeylere yönlendiriyor.

Sebebi de, çoğumuzun bildiği gibi, bir şeyleri değiştirmenin yolu, yöntemimizi değiştirmektir. Eski yöntemlerle yeni sonuçlar bekleyemeyiz. Gerçek, adanmışlık gerektirir,sürekli pratik,sıkı çalışma,cesaret ve sevgi gerektirir.

Evet, gerçek, sevgi gerektirir, öyle bi sevgi ki, neredeyse…koşulsuz.Gerçeği görüyorsun,gerçek canını yakıyor,gerçek acı. Onu sevmeyi öğreniyorsun,hiç filtre yok.

GERÇEK MUTLULUK SAĞLAMAZ,GERÇEK ÖZGÜRLÜK SAĞLAR.

Özgürlük…

Acı ile gelen özgürlük… Onu bedeninde hissediyorsun ve bedeninin içinde geziniyor, farkına vardığın AN bedenine dönmüş istiyorsun ya,seni köklüyor,topraklıyor,Topraklandığın an içinde yanan ateşi hissediyorsun,öyle bi ateş ki yakıyor bütün eski yöntemleri,acıya sebep olan bütün eskiler yanıyor. Ve şimdi gözyaşların yıkıyor bütün acıyı,su şifalandırıyor,gözlerinden akan her damla şifalandırıken,hava yenilendi,taptaze hava sana yeniden OL-mAN için alan açıyor.

Alana gir,ve kendine olmak için izin ver, yeniden ve sadece Olmak için.

Gerçek,seni mutlu etmez,gerçek sana sorumluluk verir.Ve bu sorumluluk seni özgür kılar.

Gerçeği öğreneceksin ve gerçek seni özgür kılacak.